“Türkiye ve KKTC’nin içinde adil şekilde yer almadığı hiçbir denklemden Akdeniz barışı çıkmaz”

Eklenme Tarihi: 28 Eylül 2020

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Dün Azerbaycan topraklarına saldıran Ermenistan’ı bir kez daha kınıyorum. Bölgede Dağlık Karabağ’ın işgaliyle başlayan krize artık bir son verilmesinin vaktinin gelmiştir. Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarını derhal terk etmesiyle bölge yeniden barışa ve huzura kavuşacaktır.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi’nde, TBMM Başkanlığının katkılarıyla İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi tarafından düzenlenen Tarih, Siyaset ve Ülkelerarası İlişkiler Bakımından “Uluslararası Deniz Hukuku ve Doğu Akdeniz Sempozyumu”nda konuştu.

“Dün Azerbaycan topraklarına saldıran Ermenistan’ı bir kez daha kınıyorum.” diyerek sözlerine başlayan Erdoğan, Türkiye’nin tüm imkanları ve tüm kalbiyle dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanında olmayı sürdüreceğini belirtti.

Erdoğan, “Bölgede Dağlık Karabağ’ın işgaliyle başlayan krize artık bir son verilmesinin vaktinin gelmiştir. Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarını derhal terk etmesiyle bölge yeniden barışa ve huzura kavuşacaktır. Bunun dışındaki tüm dayatmalar ve tehditler sadece haksız ve hukuksuz olmakla kalmayacak, Ermenistan’ı şımartmaya devam edecektir. Yaşanan son gelişmeler, bölgede nüfuz sahibi tüm ülkelere gerçekçi ve adil çözüm yöntemlerini devreye sokmaları konusunda bir fırsat tanımıştır. Bu fırsatın en iyi şekilde değerlendirilmesini umuyoruz.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Minsk üçlüsü denilen Amerika, Rusya, Fransa’nın 30 yıldır sorunu çözmediğini belirterek, şunları söyledi:

“Adeta bu sorunu çözmemek için de ellerinden geleni yapmışlardır. Şimdi ise akıl veriyorlar, zaman zaman da tehdit ediyorlar. Nedir bu tehdit? ‘Türkiye burada mı? Türk askeri burada var mı?’ Bunu söyleyenler güneyimizde, özellikle Suriye’nin kuzeyinde binlerce tır silahı oraya taşıyanlardır. Bunu söyleyenler, Suriye’nin kuzeyini parselleyen, orada üsleri kuranlardır. Bunu söyleyenler, koalisyon güçleriyle Suriye’de cirit atanlardır. Bunlar şimdi gelmişler ‘Türk askeri burada var mı? Türkiye buraya silah naklediyor mu?’ Şu mantığa bak, şu akla bak. Adeta İlham Aliyev kardeşimiz sanki bunlara hesap verecek. Zaten 30 yıla yakındır size hep hesap verdi, ‘Bu işi çözelim. Bunu artık uzatmayalım.’ dediler. İşgale uğrayan topraklar kimin toprakları? Azerbaycan’ın toprakları. Bunu hepiniz kabul ediyorsunuz. Dağlık Karabağ’ı kabul ediyorsunuz. Buradaki insanlar, 1 milyonu aşkın topraklarından uzak, şu anda Azerbaycan’da yaşıyor. İşgalciler ise orada. Bunun hesabını kimse sormuyor. Artık hesap vakti geldi diyen Azerbaycan, ister istemez kendi göbeğini kendisi kesmek zorunda kalmıştır.”

“Türkiye bir Akdeniz ülkesidir”

Erdoğan, “Türkiye bir Akdeniz ülkesidir. Burada tarih boyunca olduğu gibi bugün de misafir değil ev sahibiyiz. Akdeniz’de yapılan her hamlenin, atılan her adımın ülkemizin güvenliğine, hak ve menfaatlerine doğrudan etkisi bulunuyor.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Osmanlı barışının yerini günümüzde petrol, doğal gaz ve menfaat için insanlığın rafa kaldırıldığı vahşi bir düzen aldı. Bir damla petrolü, bir gram altını oluk oluk akan insan kanından çok daha değerli gören sömürgeci zihniyet, Akdeniz’i bir barış ve medeniyet denizinden, kan ve gözyaşı deryasına dönüştürdü” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Akdeniz’de gerilimden değil, barıştan, iş birliğinden, hakkaniyet ve adaletten yana olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Akdeniz’de Osmanlı medeniyetinin ve barışının mirasçısı bir millet olarak bu coğrafyada huzur ikliminin yeniden tesis edilmesini istiyoruz. Akdeniz’deki sorunları birbirimizi dışlayarak değil bölgedeki tüm aktörleri aynı masa etrafında buluşturarak çözebiliriz. Türkiye ve KKTC’nin içinde adil şekilde yer almadığı hiçbir denklemden Akdeniz barışı çıkmaz. Özellikle Avrupa Birliği, diplomasi fırsatlarını değerlendirmediği gibi Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin şımarıklıklarına boyun eğdi. Gelin, hep beraber Akdeniz’i tekrar bir barış havzasına çevirelim. Gelin, yeni husumetlerle Akdeniz’in ak sularını kirletmeyelim.”

 

(BRT/AA)